örgü
1. anatomi, Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum
2. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi
3. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış"Yaşamın örgüsü içinde gereğinden bile çok çalışkanım. - Nezihe Meriç"
4. tiyatro, Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı
5. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey
6. isim, Örme işi veya biçimi
7. sıfat, Örülerek yapılan; örme"Örgü bir giysi. - "
9. ► belik"Kadının başına doladığı örgülerden biri, firketelerden kurtulup omzuna düşüyor eğilince. - Nezihe Meriç"
10. ► yapı"Batı Avrupa medeniyeti bütün dış ve iç örgüleriyle bana ilk defa orada ayan olmuştu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu"