yatmak
1. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek
2. argo, Bilerek yenilmek, şike yapmak
3. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak
4. nesnesiz, Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak"Dörtnala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak. - Nâzım Hikmet"
5. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek"Turşu sirkede yatıyor. - "
6. Boş yere beklemek"Mallar depoda yatıyor. - "
7. mecaz, Bulunmak, var olmak"Her ayrıcalık hevesinin kökeninde bir kompleks, bir göstermecilik duygusu yattığı görülür. - Haldun Taner"
8. -le, Cinsel ilişkide bulunmak
9. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek"Kumaş iyice ütülenince yattı. - "
10. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak"Bu gece nerede yatacağız? - "
11. Heves etmek, eğimli olmak, eğilmek"Çalı süpürgelerinin kırmızı çiçeklerindeki bal kokusuna yatmışlardı. - Sait Faik Abasıyanık"
12. teklifsiz konuşmada, Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak"Takım bu sezon yattı. - "
13. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek
14. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek"Rüzgârdan bütün ekinler yattı. Gemi sağa yattı. - "
15. Ölü gömülmüş olmak"Mezarlık servilerinin altında ninelerim, teyzelerim yatarlardı. - Halikarnas Balıkçısı"
16. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak"Gemi limanda yatıyor. - "
17. İşsiz kalmak, çalışmamak