sızmak
1. askerlik, Düşman mevzileri arasına gizlice girmek ve ilerlemek"Dağlık bir hudut bölgesinde çıkan ve karşı topraktan sızan yabancı çetelerin yardımıyla günden güne ciddi bir hâl alan alçak bir isyanın bastırılmasıydı. - Reşat Nuri Güntekin"
2. nesnesiz, Gizli tutulan haber, sır vb. şeyler duyulmak, yayılmak
3. -e, Gizlice, haber vermeden gitmek, sıvışmak"Bekir kaşla göz arasında dışarıya sızdı. - Attilâ İlhan"
4. -e, Herhangi bir topluluğu, bir örgütü yolundan saptırmak için gizlice arasına girmek
5. -den, İnce aralıklardan veya gözeneklerden az miktarda ve belli olmadan yavaş yavaş akmak, çıkmak"Cam kenarlarından sızacak esintiyle hasta olacağından korkar. - Salâh Birsel"
6. İçki, yorgunluk vb. sebeplerle kendinden geçerek uyuyakalmak"İlacı konyağa döktüm. İki saat sonra Süleyman sızdı. - Aka Gündüz"