sönmek
1. mecaz, Duygular dinmek, yatışmak, etkisini yitirmek"Öfkeleri bir yaz fırtınası gibi birdenbire sönüverdi. - Ömer Seyfettin"
2. mecaz, Gerilemek, parlaklık ve önemini yitirmek"Münakaşa tekrar eski hızını alamayarak biraz sonra söndü. - Reşat Nuri Güntekin"
3. Hava veya başka bir gaz ile şişirilmiş bir şeyin havası kaçıp şişkinliği inmek"Balon söndü. - "
4. Parlaklığını, ışığını yitirmek
5. mecaz, Ses duyulmaz olmak
6. mecaz, Tükenmek, yok olmak, yitmek"Esmer lekeler, sönmüş sivilcelerden artakalan çukurlar, kabarcıklar yüzünü yayık ayranına çevirmiş. - Salâh Birsel"
7. jeoloji, Yanardağ etkinliğini yitirmek
8. nesnesiz, Yanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak"Son yıldız vadinin üstünde bir yanıp bir sönüyordu. - Tarık Buğra"