sokmak
1. mecaz, Belli etmeden kötü bir malı vermek"Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş. - "
2. -e, Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak; tıkmak"Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu. - Falih Rıfkı Atay"
3. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek"Otların arasında bacaklarını yılan sokar. - Reşat Nuri Güntekin"
4. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak
5. mecaz, Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek
6. -e, mecaz, Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek"Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya, ‘Olmaz mı? Ne dersiniz?’ gibi sualler sokuyor, cevap istiyordu. - Refik Halit Karay"
7. -e, Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek"Ülkeye kaçak sigara soktu. - "
8. -i, İçine veya arasına girmesini sağlamak; tıkmak