sallamak
1. mecaz, Beklenmedik bir başarı kazanmak"Seçimlerde Ankara'yı salladı. - "
2. argo, Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak"Ev sahibinin gözünü boyarım, kalan borcu bir müddet daha sallarım diyordu. - Sermet Muhtar Alus"
3. -i, Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek; sallayıvermek, ırgamak"Sen yine anahtarını çıkar, salla, eğlendir. - Halide Edip Adıvar"
4. mecaz, Uydurmak, kafadan atmak
5. nesnesiz, argo, Vurmak, atmak"Sokaktan geçen bir adam, bunları ayırdı, ikisine birer tokat salladı... - Memduh Şevket Esendal"
6. mecaz, Zor durumda bırakmak