patlamak
1. mecaz, Ansızın bir gürültü duyulmak
2. mecaz, Ansızın tehlikeli bir şey meydana gelmek"Harp patlıyor ve askerlere edebiyatçılık, edebiyatçılara askerlik yapmak düşüyor. - Necip Fazıl Kısakürek"
3. mecaz, Aşırı tepki göstermek
4. Görünür duruma gelmek, ortaya çıkmak, yeşermek"Tomurcuklar patladı. - "
5. teklifsiz konuşmada, Herhangi bir durum veya bir değerin yitirilmesine yol açmak, mal olmak
6. nesnesiz, Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak, infilak etmek"Dinamit patladı. - "
7. Top, taşıt lastiği vb. şeyler değişik nedenlerle havası inmek
8. Yırtılıp açılmak"Gözlerim gene ayakkabılarıma kaydı, yanları patlamıştı. - Orhan Kemal"
9. mecaz, Çok sıkılmak, sıkıntı ve sabırsızlığını belli etmek"Sanıyorum ki istimi fazla gelmiş kazanlar gibi hırslarından patlayacaklar. - Osman Cemal Kaygılı"
10. ► yarılmak"Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı. - Reşat Nuri Güntekin"