/otura'kalmak/
"Acaba büyük, güzel, kahverengi gözlerine oturakalmış hüzünden dolayı mı... - Emine Işınsu"
"Sonra da ‘İçim almaz can kurban!’ deyip, yine de dört beş çay daha içerek el ayak çekilene değin suskuyla oturakalmıştı yerine. - Füruzan"