kuşatmak
1. Bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak
2. askerlik, Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesmek; abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek
3. -i, Çevresini sarmak; çevrelemek, çevirmek, sarmak, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek"Denize bakan yönü ile yan sınırlarını rüzgârı kesen sık kargılıklar kuşatıyordu. - Necati Cumalı"
5. ► kaplamak"Fabrika dumanları bütün şehri kuşattı. - "