kurutmak
1. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak
2. Bitkileri susuz bırakıp kurumasına sebep olmak"Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü? - Enis Behiç Koryürek"
3. mecaz, Cılız duruma getirmek, zayıflatmak"Bu hastalık onu kurutmuş. - "
4. -i, Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek"Gözyaşlarını kurut, dedi, bilirsin ki kader değişmez. - Cemil Meriç"
5. mecaz, Uğursuzluk getirmek, yok etmek"Dâhilde bütün millî kuvvetlerimizi dağıttılar, bütün kabiliyetlerimizi kuruttular. - Peyami Safa"
6. mecaz, Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek