koşmak
1. nesnesiz, Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek; seyirtmek"Ben kaçıyorum, abim de arkamdan koşuyor. - Adalet Ağaoğlu"
2. Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak"Yok, yok, dedi, akşamdan beri ben koştum, biraz da onlar yorulsunlar. - Memduh Şevket Esendal"
3. Bir yere ivedilikle gitmek"Pencerede dolaşan gölgelerden bir şeyler sezmeye çalışarak koşuyorum. - Yusuf Ziya Ortaç"
4. mecaz, Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek"İki yıldır bu işin peşinden koşuyorum. - "
5. Koşuya çıkmak"Doru at bugün koşmayacak. - "
6. Birini, bir işte görevlendirmek"İşe koşmak. - "
7. -e, Birlikte iş görmesi için bir şeyi, bir kimseyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek
8. Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak"Atları arabaya koşmak. - "