koyu
1. mecaz, Aşırı olan (davranış, düşünce vb.)"Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış. - Abdülhak Şinasi Hisar"
2. mecaz, Derin, çok hararetli; kıpkızıl"Koyu bir sohbet. - "
3. Rengi açık olmayan, daha belirgin olan, açık karşıtı"Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu. - Halide Edip Adıvar"
4. bilişim, Yazı karakterinin daha kalın olarak yazılmış biçimi
5. sıfat, Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı"Koyu pekmez. Koyu süt. - "