kesmek
1. Akımı durdurmak"Şimdi belediye ile anlaşamayan müteşebbis cereyanı kesmiş. - Sait Faik Abasıyanık"
2. Ara vermek"Bu üç zavallı bizden rahatsız oldular ve derslerini keserek çekildiler. - Memduh Şevket Esendal"
3. Azaltmak, güçleştirmek"Rüzgâr geminin yolunu kesiyor. - "
4. Belirtmek, kararlaştırmak"Gününü daha kesmedik. - "
5. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek"Yardımı kestiler. Ücreti ödemeyince telefonu kestiler. - "
6. mecaz, Birini yermek, kötülemek"Hiç değil beni kesmeden edemez o. - Orhan Kemal"
7. Bölmek, ayırmak"Bulvarı kesen küçük sokaklardan biri. - "
8. -i, Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak; katetmek"İpi kesmek. - "
9. Dibinden ayırmak"Ağaçları kesmek. Dalları kesmek. - "
10. Düzgün parçalara ayırmak"Eti kesmek. Patatesi kesmek. - "
11. Geçişi önlemek"Yolu kesmek. - "
12. Hasta organı ameliyatla almak
13. nesnesiz, Hayvanın başını gövdesinden ayırmak; boğazlamak"Koyun kesmek. Tavuk kesmek. - "
14. mecaz, Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak
15. Kesici bir araçla yaralamak
16. spor, Oyuncuyu takım kadrosuna almamak
18. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak"Rüzgâr yüzümü kesiyor. - "
19. Son vermek, gidermek"Bu ilaç baş ağrısını keser. - "
20. -e, Söylenen şeye bürünmek"Tabiat mayıs ayında yeşile kesti. - "
21. nesnesiz, Ucunu almak"Saç kesmek. Tırnak kesmek. - "
22. nesnesiz, argo, Uydurmak, yalan söylemek
23. mecaz, Vahşice öldürmek
24. nesnesiz, Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek"Ücretinden beş lira kesmişler. - "
25. Yazıyı, filmi kısaltmak
26. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak
27. nesnesiz, ► susmak"Kes artık yeter! - "