"Ellerini dizine kenetleyerek başını önüne eğdi, kaldı. - Peyami Safa"
2. -i, Kenetle tutturmak veya kenetle birbirine bağlamak
3. mecaz, Sıkıca birbirinin üzerine kapamak
"Baygınlığım sırasında bütün sözleri işitir, doktorun nabzımı tuttuğunu bilir ama dudaklarımı kenetler, ısırır, köpükler saçardım. - Sait Faik Abasıyanık"