kaçırmak
1. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek"Usturayı elimden kaçırdım, yanağımı kestim. - "
2. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek"Fırsatı kaçırdım. - "
3. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak"Maçı kaçırdım. - "
4. -i, Birini veya bir şeyi göstermemek"Karısını benden kaçırıyor. - "
5. spor, Futbol veya basketbolda savunma yaptığı oyuncunun topla yanından geçmesine engel olamamak
6. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak"Söylene söylene adamı kaçırdı. - "
7. -i, Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak
8. nesnesiz, Sıvı, gaz vb. sızdırmak"Makine buhar kaçırıyor. - "
9. nesnesiz, Sıvı, gaz vb. sızdırmak"Çakmak, gaz kaçırıyor. - "
10. Yararlanamamak"Penaltıyı kaçırdı. - "
11. spor, Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak
12. nesnesiz, hukuk, Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak"Uyuşturucu kaçırmak. - "
13. nesnesiz, Zor kullanarak yanında götürmek; kaldırmak"Kız kaçırmak. - "
14. nesnesiz, Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek"İcradan eşya kaçırdılar. - "
15. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek"Kulübün yemeğinde biraz fazlaca kaçırmıştım. - Haldun Taner"
16. -e, İstemeyerek altını kirletmek"Donuna kaçırmak. - "
17. nesnesiz, ► delirmek"Zavallı kaçırmış. - "