kaynamak
1. argo, Arada kaybolmak"Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana. - Selim İleri"
2. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak"Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu. - Halit Ziya Uşaklıgil"
3. nesnesiz, Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak"Su, 100 °C'de kaynar. - "
4. mecaz, Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak
6. Gerektiği gibi yapılamamak"Lafa daldık, ders kaynadı. - "
7. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak"Burada bir iş kaynıyor. - "
8. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak
9. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek"Şıra kaynamış. - "
11. Yara kapanmak, iyileşmek
13. Yiyecek, içecek fokurdayacak derecedeki suda pişmek, haşlanmak"Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu. - Tarık Buğra"
14. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak"Deniz kaynıyor. - "
15. Çok miktarda bulunmak
16. Çok miktarda bulunmak"Gölün kuzey kıyısında iki mil kadar yürüdükten sonra suda bir açıklığa geldik, burası tam anlamıyla av kuşu kaynıyordu. - Mehmet Kentel"