kaplamak
1. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak"Yorgan kaplamak. - "
2. mecaz, Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak"Ünü cihanı kapladı. - "
3. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek
4. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek"Dudaklarının üstünü kaplayan muntazam kesilmiş sert ve koyu siyah bıyıkları... - Abdülhak Şinasi Hisar"
5. -i, Her yanını örtmek; istila etmek"Her tarafı sessizlik kaplamış, ovalar, biten bir günün hüznü içinde susmuştu. - Hamdullah Suphi Tanrıöver"
6. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak
7. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak; almak, basmak, bürümek, sarmak, tutmak
8. Çepeçevre sarmak; kuşatmak, örtmek"Evlerin bir tarafını yol, üç tarafını da yine çam ormanları kaplar. - Sait Faik Abasıyanık"
9. mecaz, ► doldurmak"Bulutlu düşünceler dimağını kapladığı sırada uzun siyah kirpikleri arasından iki şimşek çaktı. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu"