kapamak
1. -i, Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek"Hasan, yıldırımla vurulmuş gibi hemen kapıyı kapadı, kaçtı. - Halide Edip Adıvar"
2. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak; hapsetmek"Zengin kadını tımarhaneye koymadılar, buraya, çiftliğe getirip kapadılar. - Hüseyin Rahmi Gürpınar"
3. Bir şeyin görünmesine engel olmak; örtmek"Bu yapı manzarayı kapadı. - "
4. Geçişi engellemek"Kar yolu kapamıştı. - "
5. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak
6. Karşılamak, denk gelmek"Bu ikramiye borçlarımı kapar. - "
7. Ortalıktan alıp saklamak"Vurguncular kumaşları kapamışlar. - "
8. Su, elektrik gelişini kesmek"Elektriği kapadı. - "
9. Tıkamak, içini doldurmak"Çukuru kapamak. - "
10. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek"Fabrikayı kapamışlar. Gazeteyi kapadılar. - "
11. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak"O konuyu kapayalım. - "