hayat
/haya:tı/
Arapça ḥayāt
1. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi"Atatürk'ün hayatı. - "
2. isim, Canlı, sağ olma durumu
3. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma"Bu köyde hiç hayat yok. - "
4. Geçim şartlarının bütünü"Hayatımı yazılarımla kazanırım. - Halide Edip Adıvar"
5. Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi"Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı. - Reşat Nuri Güntekin"
6. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü"Ayda hayat yok. - "
7. din bilimi, ► yazgı"Hayat onları bir türlü birleştirmedi. - "
8. ► yaşam"Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım. - Halit Fahri Ozansoy"
9. ► yaşantı"Köy hayatı. Gece hayatı. - "
10. isim, ağızlardan, Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa