hapsetmek
/ha'psetmek/
Arapça ḥabs + Türkçe etmek
1. -de, mecaz, Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak"Gelirim diye beni akşama kadar burada hapsetti. - "
2. -e, Bir suçluyu hapishaneye koymak"Bunu yapmak zor, köylüyü hapsetmek kolay... - Yaşar Kemal"
3. Engellemek, sınırlamak
4. ► kapamak"Kediyi odaya hapsetti. - "