götürmek
1. -e, Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek
2. -e, Bir sonuca vardırmak"Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır. - Nurullah Ataç"
3. -e, Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek; bırakmak"Beni evime kadar götürdü. - "
4. -e, Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek
5. argo, Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak
6. mecaz, Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek
7. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak"Eksiler artıları götürdü. - "
8. -i, Taşımak, ulaştırmak veya koymak"Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim. - Ayla Kutlu"
9. argo, Tümüyle sahip olmak
10. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek"Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü. - "
12. -i, ► öldürmek"Hastalık çok insan götürdü. - "