görmek
1. Anlamak, kavramak, sezmek"Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin. - Ruşen Eşref Ünaydın"
2. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak"Hangi memlekete gitsek resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük. - Falih Rıfkı Atay"
3. nesnesiz, Bir işleme uğramak"Teftiş görmek. - "
4. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
5. nesnesiz, Bir şeye erişmek"Cebi para görmek. - "
6. Gezmek"Ankara'yı gördün mü? - "
7. -i, Gözle algılamak, seçmek
8. -le, Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak"Körler parmaklarıyla görürler. - "
9. Karşılaşmak, rastlaşmak
10. -i, Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
11. teklifsiz konuşmada, Para vermek"Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey. - "
12. nesnesiz, Sahne olmak, geçirmek"Bu ova çok savaş gördü. - "
13. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek
14. spor, Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
15. Yanına gidip konuşmak"Bugün müdürü göreceğim. - "
16. Yapmak, etmek"İş görmek. Masraf görmek. - "
17. nesnesiz, Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak"Ev güneş görüyor. - "
19. Çok değer vermek"Gözü yalnız parayı görüyor. - "