gölge
1. mecaz, Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse
2. Güneş ışınlarından korunacak yer; saye"Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin. - Memduh Şevket Esendal"
3. mecaz, Koruma, kayırma himaye"Onun gölgesi altında yaşıyor. - "
4. Ne olduğu anlaşılamayan karartı; silüet"Ben, ay yüzlü güzellerin peşinde bir gölgeye benzerim. - Ahmet Kabaklı"
5. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk
6. isim, Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık; saye"Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur? - Halide Edip Adıvar"
7. Saç renginin iki üç ton açığını kullanarak saça istenilen kalınlık ve sıklıkta, parça parça yapılan renk uygulaması
8. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan"Gölge başkan. Gölge kabine. - "