dövmek
1. Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek"Demiri tavında dövmeli. - "
2. -de, Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek"Döveçte karabiber dövmek. - "
3. nesnesiz, Davul vb.ni çalmak, vurmak
4. -i, Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak; benzetmek, girişmek, hırpalamak, pataklamak, silkelemek, sopalamak, ufalamak"Harp Divanına vermeden önce şurada kemiklerini kırıncaya kadar bir dövsem! - Halide Edip Adıvar"
5. Topa tutmak"Gemi kaleyi dövdü. - "
6. Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek
7. Çarpmak, sertçe dokunmak"Ayakları ile suyu dövüp ürküttüğü balığı gagası ile havalandıran beyaz pelikan. - Sait Faik Abasıyanık"