dolaşmak
1. -i, Bir yeri belli bir amaçla gezmek"Müzeleri dolaşmak. - "
2. Bir şey akmak"Damarlarında aynı kan dolaşıyor. - "
3. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
4. Doğru gitmeyip yolu uzatmak"Bu yoldan giderseniz çok dolaşırsınız. - "
5. Dönüp başka bir yönden gelmek"Dolaş da arka kapıdan gel. - "
6. mecaz, Kendini hissettirmek"Başında dolaşan bir tehlikeden bahsediyorum. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu"
7. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
8. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek; dolanmak"Saçları taranmamaktan dolaşmış. - "
9. mecaz, Çok kimse tarafından söylenmek