dokunmak
1. nesnesiz, Alıp kullanmak, el sürmek"Buğdaydan, bulgurdan ne varsa kimse dokunmuyor, daha zor günlere saklıyordu. - Nezihe Araz"
2. Birbirine veya bir şeye hafifçe değmek; ilmek (III)
3. El sürmek, el sürüp arıştırmak"Bu kâğıtlara kimse dokunmasın. - "
4. -e, Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak; yordamlamak, temas etmek"Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk. - Ahmet Haşim"
5. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak
6. nesnesiz, Sağlığını bozmak, rahatsızlanmasına sebep olmak, yaramamak"Bu yemek bana dokunur. Bu hava dokundu. - "
7. mecaz, Tedirgin etmek, rahatsız etmek; batmak
8. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek"Hiçbir gözyaşının bana onunkiler kadar dokunduğunu hatırlamıyorum. - Reşat Nuri Güntekin"
9. ► değinmek"Eğitim konusuna dokunan bir yazı. - "
10. nesnesiz, Dokuma işi yapılmak"Halılar dokundu. - "