dağıtmak
1. -i, Belli bir orana göre bölüştürmek; tevzi etmek"Cebinden cüzdanını çıkarıp çocukları için harçlık dağıttı. - Lâtife Tekin"
2. mecaz, Bir topluluğun varlığına son vermek; feshetmek"Kooperatifi dağıttılar. - "
3. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak"Odayı dağıtmak. Kâğıtları dağıtmak. - "
4. nesnesiz, argo, Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak
5. mecaz, Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek
6. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek"Selamlar dağıtarak telaşsız ve yorgun bana doğru yürüyordu. - Refik Halit Karay"
7. mecaz, Kurulu bir düzeni bozmak
8. nesnesiz, mecaz, Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek
9. -i, Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak"Düşman ordusunu çil yavrusu gibi dağıtırlardı. - Yahya Kemal Beyatlı"
10. mecaz, Yenilgiye uğratmak
11. nesnesiz, ► ulaştırmak