dayamak
1. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak"Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti. - Sait Faik Abasıyanık"
2. mecaz, Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak
3. -i, ağızlardan, Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak
4. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak"Mektubu gözüne dayadı. Bıçağı göğsüne dayadı. - "
5. -e, teklifsiz konuşmada, Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek"Tezgâha giden garson, önüme koca bir kadeh rakı dayadı. - Osman Cemal Kaygılı"
7. -e, ► yaslamak"Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı. - Ömer Seyfettin"