dalgalanmak
1. Hareketli olmak"Kadının simsiyah saçları, gelişigüzel rüzgârın önüne bırakılmış, dalgalanıyor. - Esat Mahmut Karakurt"
2. Renk, ton değiştirmek"Yüzünde belli belirsiz bir pembelik dalgalanmıştı. - Haldun Taner"
3. mecaz, Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak; yüzmek (I)
4. nesnesiz, Üzerinde dalga oluşmak; çalkalanmak, talazlanmak