bozmak
1. -le, mecaz, Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak"Adamcağız politika ile bozmuş. - "
2. mecaz, Altüst etmek, çıkmaza sokmak"Tam biraz rahat edeceğim, işimi bozuyorsun. - Sait Faik Abasıyanık"
3. Altını paraya çevirmek
4. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak"Bostanı bozduk. - "
5. mecaz, Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya bir yalanını ortaya çıkararak küçük düşürmek"Adamcağızı fena bozdunuz. - "
6. Bir kızın bekâretine zarar vermek
7. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak
8. -i, Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek"O kötü hayaller, güzel düşünceleri bozmaz. - Mehmed Paksu"
9. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek"Eskileri bozuyor; beni, çocuğu giydiriyor. - Ömer Seyfettin"
10. Bozguna uğratmak"Düşman ordusunu bozmak. - "
11. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak"Bir milyon lira bozar mısın? - "
12. Dokunmak, zarar vermek"Kendisini ziyaret eden gazetecilere dedi ki İtalya’da yemekler midemi bozdu. - Mevlüt Çelebi"
13. Geçersiz, hükümsüz bir duruma getirmek; nakzetmek"Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun. - Memduh Şevket Esendal"
14. mecaz, Kötü duruma getirmek
15. hukuk, Mahkeme itiraz yoluyla verilen kararı değiştirmek, yeniden yargılamanın önünü açmak
16. din bilimi, Oruç, abdest vb.ni geçersiz duruma getirmek"Fakat plancılar bütün bu aşağılık iftiralar ve küfürle dolayısıyla papaza kızıp oruç bozmayacak kadar olgun ve şuurlu idiler. - Doğan Avcıoğlu"
17. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek