bilmek
1. dil bilgisi, -a / -e eki almış bir fiilin sonuna gelerek fiilin bildirdiği işi yapma gücünde bildiren birleşik fiiller oluşturur"Anlayabilmek. Gidebilmek. Kapayabilmek. Yazabilmek. - "
2. Beceri ve ustalık isteyen bir işten anlıyor ve o iş elinden geliyor olmak"Dikiş ve ütü bilir, çay servisi yapabilir. - Y. Öztuna"
3. -i, Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak"Yani kısacası bu mükemmel dilimizi kimse bilmez, okumaz. - Burhan Felek"
4. Bir dili kullanabilmek"Müdüre İngilizce bildiğimi söyledim. - "
5. nesnesiz, Bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, öğrenmiş bulunmak"Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu. - Adalet Ağaoğlu"
6. -i, Bir şeyi anlamak, onun farkına varmak, gerçeğine ermek
7. Bir şeyi yapmaya yeteneği olmak"Sevmeyi bilmek, sevebilmek de bir hüner, bir mutlu Allah vergisiydi. - Sâmiha Ayverdi"
8. Birini veya bir şeyi özelliklerinden tanıyıp çıkarmak"Kadıncığım aç. Ben geldim. Bilemedin mi? - Hüseyin Rahmi Gürpınar"
9. Birinin, bir şeyin veya bir olayın tanıtılan veya belirtilen biçimde olduğunu düşünmek"Bilirim yaşamaz güneşte / Bilirim yaşamaz yan yana aşkla / Ne haksızlık / Ne korku - Necati Cumalı"
10. dil bilgisi, Olumsuz şekli bazı mastarlardan sonra kullanıldığında iş ve hareketin geciktiğini, uzun süre yapılmadığını veya bir türlü olmadığını ifade eder"O melodram ve romantiklik bana sindi. Yılmaz Güney'in Umut (1970) filmini seyredene kadar da gitmek bilmedi. - Başak Deniz Erdoğan-Ayşegül Oğuz"
11. -i, Sorumlu kabul etmek, muhatap kabul etmek"Ben arkadaşını bilmem, seni bilirim. - "
12. -i, Öyle olduğunu kabul etmek"Bütün insanları kardeş biliyorum. - Cahit Sıtkı Tarancı"
13. -i, Öyle olduğunu kabul etmek"Teşekkürü borç bilirim. - "
14. -i, İşine gelmek, uygun bulmak"Mal almasını bildi de parasını vermeyi mi bilmiyor? - "